Her seye rağmen zaman, beklenen eşref günlere, eşref saatlere de kayıyor gibi.. gerçi hala şerlere açık o “eyyam-1 nahisat” a dayelik yapan uğursuz günlerin gölgesi üzerlerimizde ve yer yer fırtınalar şiddetli esmeye devam ediyor, tahribe kilitlenmiş bir kısım çılgın ruhlar hız kesmeden yıkmalarını sürdürüyor ve her yanda fitne ocakları tutuşturarak inanan insanların seslerini kesmeye çalışıyorlar ama büyük çoğunluk itibarıyla bizler –inşaallah öyleyizdır-sürekli güzellikleri kolluyor , güzellikler arasında koşuyor, hülyalarımızı güzelliklerle süslüyor ve neş’ ellerimizi gıcıklayan en derin hazlarla ötedeki saadet saraylarına ait kapıların aralandığı hissediyor ve gıcırtılarını duyar gibi oluyoruz.. duyar gibi oluyor ve bulunduğumuz yerden cennetlere atlıyormuşçasına masmavi ve aydınlık bir dünyayı temaşa etme noktasında bulunuyor olma ruh haletiyle dıştaki tipi – borana rağmen - zaman zaamn da olsa – kendimizi bir haz zemzemesi içinde sanıyoruz. İmanın ve Hakk’a itimatın içimize saldığı nurlar sayesinde ne çevremizde oluşturulmak istenen gürültü ve velveleye sarsılıyor, ne her yanı saran toz duman karşısında panikliyor ne de üst üste üzerimize gelen z ulme , zalime ve zulümata “eyvallah” ediyoruz. Allah’a güveniyor, hikmet ile donanıyor ve her yörede soluklamaya çalışıyoruz. Dini- diyaneti, Hak rızasını ve kendi kültür değerlerimizi.
Şimdilerde her yeni gün ve onun içindeki nevzuhur inayetler –o inayetler arkasındaki Yed-i Kudret’e ruhlarımızı feda olsun- bizlerimizi bütün dünyayı kuşatan bilmem o kaç asırlık sistem dumandan arındırıp, güzellikleri, nefaseti ve imrendiriciğiliyle hepimizi ve inana herkesi adeta Cennet kasırlarını havi bir aleme yükseltiyor gibi.. umurumuzda değil sağlığımızda kuduran kinler nefretler ve gayzla köpürmeler. Öyle ki, herkesi korkutan zayıf yürekler ile ümitsizlik salan en korkunç fırtınaları, tayfunları, tipileri-boranlar ayaklarımızın altından geçip giden ve aklımıza bile dokunmayan “ahlav-i adiye” den hadiseler gibi görünüyor ve yürüyoruz hız kesmeden yüce mefküremizin tüllendiği zirvelere, her zaman ruhumuzda canlandırdığımız aydınlık günler istikametinden ve atalarımızın kalb ve ruh dünyaları iklimine doğru.
Bir inanç ve ümitlerimiz sayesinde, bir gün mutlaka kendimiz olarak dirilip kendi ayarlarımız üzerinde duracağımız imanıyla yaşadık ve her zaman yeni bir varoluşa pencerelerimizi açtık tuttuk. En amansız dönemlerde, en imansız hadiseler karşısında bile tali’imizi hep tevekkül, teslim ve belki de tefvize bağlayarak inandık vaad edilen ilahi eyyamın doğacağına, inayet elinin hem bu dünyayı hem de öteleri hakkımızda ma’mürelere çevireceğine ve burada yapılanların ötelerindeki bağ ve bahçelere döküldüğüne. Biz, ilahi lütuflar olarak inananlara bahşedilen bu eksta ihsanlara çehresinde hep zuhur edecek ilahi ihsanlardan mesajlar aldık ve ilahi tecevvühler gölgeleriyle sevindik.
Haydi bismillah ilk yazımız..
YanıtlaSilGerçekten ilmi ve dini yönden okuduğum nadir güzellikteki yazılardandı. Gençlerimizin böyle güzel ve hoş yazılar yazması ve okuması gerekiyor.
YanıtlaSil